Arp ile tanışmam
Resim yapıyordum o zamanlar. 10 yaşından beri, piano derslerinden kaçıp kaçıp gittiğim bir atölyede ders alıyordum, ve hayatıma bu şekilde devam edeceğime emindim. Güzel sanatlar lisesine gidecektim, yüzümde boyalar, tırnaklarımın içi mavi olacaktı, tinerle silmem gerekecekti, mutlu olacaktım. Çevremdekilere göre sanat gerçekçi bir uğraş değildi, bu işte iyi olsam bile resimlerim satılmayacaktı. Atölyedeki diğer öğrencilerle gerçekleştirdiğimiz amatör sergide (ilk ve son sergim) gerçekten de satılmadı resimlerimiz.
O yaz anneme bin bir dil dökerek Cambridge'de bir resim kursuna gittim, döndüğümde ise resmi bıraktım. Hayal kırıklığı, umutsuzluk değildi bunun nedeni, başarılı olmak için daha çok çalışmam gerektiğini biliyordum, ama resimden çok daha büyük bir aşk keşfetmiştim.
Kurstaki ilk günümde, küçük şehrin yegane müzik mağazasına girmiş, orada küçük bir kelt arpı bulmuştum. Daha onu elime almadan biliyordum ki bir daha hiç bırakmayacaktım.
İşte bu gün burada, yine çok sevdiğim bir iş yapıyorum, ve yine “aç kalacaksın”ları işitiyorum. Pekala aç kalabilirim, sorun değil bu. Mutluyum ben.




